Ömer Fethi Gürer: “Millî ve Yerli Üretimi Geliştirmek Yerine, İthalatçı Bir Anlayışla Dışa Bağımlı Tarımı Geliştirdiler”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulu’nda; “Tarımda yaratılan sorunlar, AKP’nin yirmi iki yıllık iktidarında ne yapacağını bilmemesinden kaynaklanıyor. Milli ve yerli üretimi geliştirmek yerine, ithalatçı bir anlayışla dışa bağımlı tarımı geliştirdiler” dedi.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, dün; Orman Kanunu ile ilgili değişiklik teklifinin görüşüldüğü TBMM Genel Kurulu’nda söz aldı.

Gürer, “Tarımda yaratılan sorunlar, AKP’nin yirmi iki yıllık iktidarında ne yapacağını bilmemesinden kaynaklanıyor. Her bakan geldiğinde politika değişti. Uygulamalarında çiftçinin, besicinin, üreticinin yanında olmadılar. Milli ve yerli üretimi geliştirmek yerine, ithalatçı bir anlayışla dışa bağımlı tarımı geliştirdiler” dedi.

“MİLLİ GELİRİN YÜZDE 1’İNİN ÇİFTÇİYE VERİLMESİ MADDESİ UYGULANMADI”

Gürer, şunları söyledi:

“Tarım ve Orman Bakanlığı’nın önerisiyle milletvekilleri arkadaşlarımız tarafından yeni bir kanun teklifi meclisimize getirildi. Burada planlamadan söz ediliyor, ormanlarla ilgili düzenlemeler içeriyor ancak 2006 yılında bir Tarım Kanunu çıkarılmıştı. Bu Tarım Kanunu, Türkiye’nin özünde ihtiyaçlarını da içeren önemli bir kanunuydu. Ne var ki uygulanmadı. O süreçten bu yana örneğin tarımsal desteklerle ilgili milli gelirin yüzde 1’inin çiftçilere verilmesi yönündeki madde hiçbir zaman uygulamaya alınmadığı gibi, 2023 yılı bütçesinde de destek olarak 54 milyar lira ayrıldı. Normalde çiftçimize 186 milyar lira verilmesi gerekirken bu destek de ne yazık ki bütçeye konmadı.

“BİZİM DEDİĞİMİZİ EKECEKSİN, EKMEZSEN SANA CEZA VERECEĞİZ’ ANLAYIŞI YANLIŞ”

Getirilen bu düzenlemeler, çiftçilerin planlı üretime yönlendirmeyi amaçlıyor. Ama burada, cezayla, tehditle işlem yapmak istiyorlar. Çiftçilerimizi tarımdan tümden uzaklaştırmayı amaçlayan uygulamaları bu kez de burada gündeme getiriyorlar; bu, yanlış. Çiftçiyi destekleyecekseniz, hangi bölgede hangi ürünün yetişeceği bir yıl önceden planlanacaksa bunula ilgili taban fiyatı açıklarsınız, çiftçileri oraya kanalize edersiniz, vereceğiniz desteklerle çiftçiyi ekim anlamında yönlendirirsiniz.  ‘Tarım ilçe müdürlüğünden izin alacaksın, bizim dediğimizi ekeceksin, ekmezsen sana ceza vereceğiz’ anlayışı, yanlış bir anlayış.

“MİLLİ VE YERLİ ÜRETİMİ GELİŞTİRMEK YERİNE, İTHALATÇI BİR ANLAYIŞLA DIŞA BAĞIMLI TARIMI GELİŞTİRDİLER”

Sözleşmeli tarımla ilgili de yine 2006’da çıkarılan kanuna göre düzenleme getirilmiş. Ama bu düzenleme de yaşama geçirilmeden sorunlar üretmiş, bu kere de burada şirketlerin lehine çiftçilerin aleyhine yeni uygulamalara gidiliyor. Tarımda yaratılan sorunlar, AKP’nin yirmi iki yıllık iktidarında ne yapacağını bilmemesinden kaynaklanıyor. Her bakan geldiğinde politika değişti. Uygulamalarında çiftçinin, besicinin, üreticinin yanında olmadılar. Milli ve yerli üretimi geliştirmek yerine, ithalatçı bir anlayışla dışa bağımlı tarımı geliştirdiler. Oradaki ürün gelişinin yolunu açtılar, gıda da dahi sorun yarattılar.

“21 ÜRÜNDE ARZ AÇIĞI DEVAM EDİYOR”

Sözleşmeli tarımdan ne amaçlanıyordu? 2006 yılında çıkan kanunun gerekçesinde de var, orada belirtilen şuydu: Arz açığını ortadan kaldırmak. Bugün Türkiye’de Bakanlığın verdiği yanıta göre 21 üründe arz açığı devam ediyor. Verimlilik ve üretim konusunda ne yazık ki yapılan çalışmalar istenen sonuca evrilmedi. Niye evrilmedi? Önce çiftçimizi, besicimizi, üreticimizi anlayan, dinleyen, onlarla birlikte üreten, onlarla birlikte politika geliştiren bir anlayış yok.

“ÇİFTÇİMİZİ, BESİCİMİZİ SAHİPLENSELERDİ BUGÜN YAŞANANLAR YAŞANMAZDI”

Yalnızca getirdiklerini uygulamaya koymak için, büyük tekellerin, yurt dışı kaynaklı anlamda tarımı dizayn etmek isteyenlerin verdikleri talimatlar uygulandığı için bu ülkede tarım gelişemiyor. Bize ait olanı, yerliyi, halkımızın gıda ihtiyacını karşılayacak olan ürünleri üretecek çiftçimizi, besicimizi eğer sahiplenselerdi, bugün yaşananlar yaşanmazdı. Kamucu bir anlayıştan uzaklaşıp yalnızca Türkiye’yi yabancı tekellerin ürettiği ürünlerin pazarı haline getirme anlayışından sıyrılmadıkları için de sürekli olarak değişkenliğe gidiyorlar.

“YAPTIKLARI İŞTE YETERSİZLİKLERİNİN FARKINA VARIYORLAR”

Bugün seçime 50 gün kalmış, tarımsal dönüşümle ilgili yeni düzenlemelere ihtiyaç duyuyorlar. Çünkü yaptıkları işte yetersizliklerinin farkına varıyorlar ama yanlışı yanlışla sürdürüyorlar. Planlamadan anladıkları da bu kanun maddesinde görüldüğü üzere tehditle, cezayla yıldırarak ‘Bizim dediğimizi yapacaksın’ anlayışına dayanıyor; bu, yanlış bir anlayış, bundan vazgeçin.

“14 MAYIS’TA BU ÜLKENİN ÇİFTÇİSİ SİZE DERSİNİZİ VERECEK”

Aslında vazgeçmenize gerek kalmadı, 14 Mayıs’ta sandık geldiğinde bu ülkenin çiftçisi, esnafı, emeklisi, engellisi, köylüsü, kadını sandığa giderek size yirmi iki yılda Türkiye’yi getirdiğiniz noktanın boyutlarının dersini verecek. Ondan sonra da yeni süreçte, Türkiye’de tarım yeniden düzenlenip, planlanıp -üretimin, verimin, kalitenin- üretilen katma değerli ürünle marka yaratıp yurt dışına ürün satacak boyutta geliştirilecek. Bunun yolunu açacağız. Planlı tarım nasıl yapılır, Türkiye katma değerli marka ürünleri üretip yurt dışına nasıl satar, görülecek.

“MEKSİKA’DAN NOHUT, KANADA’DAN MERCİMEK, YUNANİSTAN’DAN PİRİNÇ, RUSYA’DAN BUĞDAY, UKRAYNA’DAN HAM YAĞ”

Meksika’dan nohut, Kanada’dan mercimek, Yunanistan’dan pirinç, Rusya’dan buğday, Ukrayna’dan ham yağ getir… ‘Türkiye’de tarım politikamız var…’ Başkalarının ürettikleriyle değil, kendi ürettiklerimizle büyüyeceğiz; sözleşmeli tarımda, iyi tarımda, organik tarımda sorunlar oluştu. Organik tarım yapan çiftçi sayısı 78 binden 58 bine düştü. Getirirlerken söyledikleriyle sonuçta, uygulamada olanların yarattığı sorunlar tarımın canına okudu. Biz tarımı yeniden toparlamaya, düzeltmeye, sorunları çözmeye hazırız ve 14 Mayıstan sonra da halkın oylarıyla bunu gerçekleştireceğiz.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir